My blog is in the process of being translated into English.Thank you for your understanding.

Hakkımda / About Me


Şubat 2013

İlk yayının üzerinden neredeyse 1,5 yıl geçmiş, bir süre kendi haline bırakılmış sonra tekrar bir hevesle gözden geçirilmiş, fotoğraflarının çoğu tekrar çekilmiş, tasarımı defalarca değiştirilmiş ve nihayet son halinde karar kılınmış bir blogun sahibi olarak, sanırım artık bir hayalet olmaktan kurtulup kendim hakkında bir şeyler yazmanın zamanı geldi diye düşündüm. 

Yemek blogu yazmaya nasıl ve neden başladım hatırlamıyorum, sanırım yemek defteri tutmaktan daha pratik gelmişti başta. O zaman başıma gelecekleri ve masum bir hobi olarak başladığım bu serüvenin beni bu kadar saracağını tahmin etmemiştim tabii.

Bir ahçı değilim, gurme hiç değilim. Mesleğini çok seven bir mimarım, ama aynı zamanda lezzetli ve sağlıklı şeyler yemeyi de seven, meraklı biriyim. Mutfak, kendimi özgür hissettiğim, stresimi atabildiğim ve düşünmek için kendimle baş başa kalabildiğim bir mekan olmuştur her zaman benim içinOnlarca tariften bir çimdik harmanlayıp yeni denemeler yapmayı seviyorum, bazı felaketler de ortaya çıkmıyor değil tabii ki, ama onları da ders alınacak bir tecrübe olarak bir kenara not ediyorum.

Bazen akşam yeni bir tarif üzerinde çalışırken, bütün gün uğraştığım bir projenin çözümü öylece aklımda canlanıveriyor.  Yemek yapmak da mimari tasarım yapmaktan çok farklı değil bence, önce tatları tasarlıyorsunuz, sonra görünüşünü, sunumunu. Hem işlevsel olmalı, hem estetik. 

Bir taraftan da daha sağlıklı, daha lezzetli ve daha hafif şeyler tüketme isteği var. Hazır yemekler, konserveler, dışarıdan verilen siparişler, aslında biz fark etmeden evin sıcak ve samimi havasını da alıp götürüyor. Bu yüzden mutfağından yemek kokuları gelen bir ev, gerçek bir evdir bence. 

Son bir yıldır tasarım kitaplarımın yanına yemek kitapları yerleşmeye başladı. Annemle telefonda daha çok yemek hakkında konuşmaya başladım, tabii arkadaşlarımın anneleriyle de hatta orada burada tesadüfen tanıştığım insanlarla da.. Çünkü yemek çok evrensel bir şey ve bir insanın anlattığı bir hikayede tattığından söz ettiği değişik bir şey, size ilham kaynağı olabiliyor, hiç yenmeyeceğini düşündüğünüz bir şeyin farklı sunumlarını duyduğunuzda ufkunuz genişliyor.

Yemek yemek, bireysel bir davranış olarak görünse de aslında günlük yaşamda yaptığımız en sosyal aktivite bence. Yemek yemek için her zaman bir bahane vardır, sadece doymak için yediğimiz doğru değildir. Veda yemekleri, düğün yemekleri, iş yemekleri, arkadaş yemekleri, cenaze yemekleri, kutlama yemekleri, bayram yemekleri.. Mutluysak da mutsuzsak da yeriz. Deniz kenarındaysak deniz ürünleri, seyahatteysek yöresel yemekler.. Bulunduğumuz ortamın ruhuyla özdeşleşmek ve onun bir parçası olmak için, ondan bir parçayı vücudumuza alırız ve bu bize mutluluk verir. Seyahatimiz biterken oraya özgü, oranın kokusunu taşıyan yiyecekleri satın alır, yanımızda evimize götürürüz. Yediklerimiz sadece bedenimizi değil, ruhumuzu da besler.

Ben sakin sakin, tadarak, düşünerek, koklayarak yemek yapmayı seviyorum, bu yüzden mutfağa girdiğimde saatlerce çıkamıyorum. "Tamam bir çorba yaptıktan sonra bu gece dinleneceğim" diyorum sonra gece yarsına kadar bir şeyler pişirirken buluyorum kendimi. Tecrübelerimi, keşfettiklerimi, öğrendiklerimi de blogumda sizinle paylaşıyorum, umarım keyif alırsınız :)

Sevgiler,

Gökçe Tüzün

2 comments:

  1. Sevgili Gökçe Hanım, mutfağı canlı olan evin dostu misafiri eksik olmaz. Fırından gelen kokular evin samimiyetini ve sıcaklığını hep korumuştur. Günümüzdeki kısırlaşan yemek kültürün yeni alışkanlıkların evlerin muhabbetini azalttı gibi, büyük masa etrafında kalabalık buluşmalar da tarihe karışmak üzere. Bunu konuda pratisyen okurlarınızı motive ettiğiniz için ve ayrıca vejetaryen ve vegan tarifleri için ayıca canı gönülden teşekkürler ! Başarılarının devamı dileğiyle.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Teşekkür ederim, paylaşımlarımdan keyif aldıysanız ne mutlu bana :)

      Delete

Yorum yazarsanız sevinirim :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...